T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Prof. İlhan Usmanbaş

PROF İLHAN USMANBAŞ(1921-   )

İkinci kuşak bestecilerimizden Usmanbaş, “öncü” kavrayışla uluslararası planda başarılar kazanmış, kompozisyon ödülleri almıştır. O, çağdaş müzik tekniklerini izleyerek ustalıkla kullanan ve kendisini bütünüyle öncü yaklaşıma adayan ilk bestecimiz sayılabilir. Atatürk’ün “çağdaş uygarlık düzeyi”ne ilişkin ünlü özdeyişinin, müzikte yaşama geçirilmesi, herhalde bu tür yaklaşımlar olsa gerekir.

İlhan Usmanbaş’ın 50 yılı aşkın bestecilik serüvenini birkaç sayfada özetlemek pek kolay değildir. Onun yarım yüzyıllık yaratıcı üretkenliğini sergileyen başarılar dizisi, belki başlıklar altında sunulabilir, yada genel bir “bakış”la özetlenebilir. Ben, ikinci yolu tutmayı yerinde buluyorum. Önce şöyle bir özet deneyeyim:

Galatasaray Lisesi’nde Sezai Asal’dan viyolonsel dersleri almaya başlayan Usmanbaş, liseyi bitirdikten sonra İstanbul Belediye konservatuarı’nda viyolonsel çalışmalarını sürdürürken, Cemal Reşit Rey’in armoni öğrencisi olmuş, 1942’de Ankara Konservatuarı Kompozisyon bölümüne girerek Hasan Ferit Alnar’la çalışmıştır. 1948’de kompozisyon bölümünün ileri devresini Saygun’un öğrencisi olarak bitirmiş, bu kurumda armoni, form bilgisi, müzik tarihi ve kompozisyon dersleri vermiştir. Aynı yıl, opera sanatçısı Atıfet Üçkök’le evlenmiştir. 1964’te Ankara Konservatuarı’nın, 1974’te ise İstanbul Konservatuarı’nın, müdürü olmuştur. Günümüzde M.S.Ü. Devlet Konservatuarı’nda kompozisyon profesörüdür.

Bu özet, bestecimizin Türkiye’de tırmandığı basamakların birkaç satırda anlatılan görünümü olabilir. Oysa Usmanbaş, yükseliş çizgisini uluslar arası düzeyde gerçekleştirilmiştir. Yapıtlarını yönetmek, kongre ve festivallere katılmak, jürilerde görev almak gibi fırsatlarla birçok ülkeye gitmiş, etkinliklere katılmıştır. Aldığı kompozisyon ödülleri ise, şöyle sayılabilir:

1) 1954’te, “Yaylılar Kuarteti” ile Fromm Müzik Ödülü;
2) 1958’de Koussewitzki Ödülü;
3) 1967’de Wieniawsky Kompozisyon Ödülü,
4) 1969’da Bale Müziği Ödülü.

İlhan Usmanbaş, 1971’de “Devlet Sanatçısı” unvanıyla, 1993’te Sevda-Cenap And Vakfı “Onur Ödülü Altın Madalyası”yla onurlandırılmıştır.

Sayısı 100’ü geçen yapıtları, hemen her çeşit çalgı müziği yaratısını kapsar. Senfoni, konçerto, şan ve orkestra için, oda müziği için yapıtlar, bale ve sahne müzikleri, şan-piyano yapıtları, piyano parçaları v.b. onun her yıl dolu dolu ürettiği sanatsal verimleri sergiler.

Bestecimizi “kişilik” olarak tanımak için başa bir özet biçimi de denemeye değer buluyoruz.

Babasının avukat olarak çalıştığı bir Ege kıyı kasabasında henüz dört yaşındayken müziğe ilgi göstermiştir Usmanbaş. Bu yıllarda, İstanbul’da öğrenim yapan ağabeyi Orhan Usmanbaş, keman dersleri de alıyordu ve kasabaya döndüğünde kardeşine kemanlıyla parçalar çalıyordu. İlhan Usmanbaş, ortaokuldayken ağabeyinin İstanbul’dan armağan olarak getirdiği yarım viyolonselle kendi kendine viyolonsel çalışmaya başladı (1933–1936). Ve Galatasaray Lisesi’ne girdiğinde, okulun müzik öğretmeni ve iyi bir viyolonselci olan Sezai Asal’dan dersler alarak çalgısında ilerledi, hatta lise son sınıfta İstanbul Şehir Orkestrası’nda geçici üyelik yaptı.

1941’de İstanbul Üniversitesi’nde felsefe öğrenimine başlayan Usmanbaş, çok geçmeden felsefeyi bırakarak konservatuara döndü ve Cemal Reşit Rey’in öğrencisi oldu. 1941’in acı olayı ise ağabeyi Orhan Usmanbaş’ın beklenmedik ölümüdür.

1942’de Ankara Konservatuarı kompozisyon bölümüne giren besteci, viyolonsel çalışmalarını burada David Zikrin ile sürdürmüş, Bülent Arel ve Nevid Kodallı gibi öğrenci arkadaşlarıyla sıkı bir dostluk kurmuştur. İlk yapıtları 1944 tarihini taşır: Nazım Hikmet’in bir şiiri üzerine bir koro parçası ve Paul Valery’nin bir şiiri üzerine Lied…

Henüz öğrenciyken yazdığı ilk orkestra yapıtı, Mozart’tan esinlendiği “Küçük Gece müziği”dir (1946). Yine aynı yıl içinde Usmanbaş’ı yeni arayışlar içinde görüyoruz: Sartre ve Leibowitz’in yazılarını ve kitaplarını Fransızca’dan izlemeye başlamış, Ablan Berg’in “Wozzeck” operasını kitaplıkta keşfederek Bülent Arel’le birlikte öteki çağdaş bestecilerin yapıtlarını incelemeye, seslendirmeye girişmiştir. Konservatuar öğrencisi olmayan genç bestecilerden Ertuğrul Oğuz Fırat’la arkadaşlığın başlaması da bu yıllardadır.

Usmanbaş için özellikli yıl 1948’dir: Mezuniyet çalışması olarak 1. Senfoni tamamlanmış ve seslendirilmiş, şan-opera mezunu Atıfet Üçkök’le evlenmiş ve konservatuara öğretmen olarak atanmıştır.

Bestecimizin 1948’den sonraki elli yıllık yoğun çalışmaları, batı müzik dünyasıyla ilişkilerini ve doğal olarak bestecilikteki gelişim sürecini kapsar: 1952’de UNESCO bursuyla A.B.D.’ye gitmiş, gemiyle yaptığı bu yolculukta Luigi Dallapiccola ile tanışmıştır; Boulez’in “dizisel yazı” üzerine makalesini okuduktan sonra “12 ton” sisteminin gelişim çizgisi üzerindeki kavrayışını netleştirmiştir; 1954’de Roma’da yapılan “Musica del XX. Secolo” kongresine katılarak Dallapiccola ve Berio ile dostluğunu pekiştirmiştir.

Usmanbaş, 1957’de Rockefeller bursuyla iki yıl için eşiyle birlikte Amerika’ya gitmiş, Henry Cowell, Milton Babbitt, Elion Carter, Morton Feldman ve Aaron Copland ile tanışmıştır. Bu dönemde New York’taki Juilard Müzik Okulu’nun öğretim yöntemleri üzerinde çalışmış ve Persichetti’den yararlanmıştır.